3. Canlı Rosetta Taşı

Beyinde olan, öylesine dinamik ve girift bir süreç ki her deney aleti, her gözlem yöntemi bir şeyi ölçerken bir çok başka şeyi dışlıyor. Hücre kesiti alıyorsun, mikroskopta en ufak ayrıntısına kadar inceliyorsun, hareket yok; hareketi eklesen hücrenin milyonlarcasının ne yaptığının bilgisi yok; milyonlarcasının elektrik aktivitesini kaydediyorsun, aşağıda hücre düzeyinde tek tek ne oluyor haberimiz yok. Heisenberg’in  “Gözlediğimiz şey doğanın kendisi değildir, doğanın sorgulama yöntemimize karşı sergilediği şeydir” sözü üzerinden; farklı ölçeklerde, farklı disiplinlerde yığınla veri birikti sinirbilim konusunda.

Beyni incelemenin pek çok yolu var…

Yazının ilk bölümünde çevrimin gerçekte neye benzediğine dair videolar vardı, aslında gerçek zaman/mekan ölçeklerinde süreç duyularla algılayamayacağımız kadar hızlı, küçük ve karmaşık:

8 haftalık bir farenin beyninden…

Şu anda bu çevrimi doğrudan gözleyecek, ölçecek bir cihazımız yok; var olanların bazıları birleştirilerek ilerlenmeye çalışılıyor o yüzden bilimde kullandığımız pek çok yöntem bu çevrimin ya zamansal ya mekansal ya işlevsel ya da hiyerarşik bir kesitini içermekle sınırlı kalıyor.

Son yıllarda beyinde birbiriyle bağlantılı olan sinir hücrelerini inceleme birimi olarak belirlediler ve adına konnektom diyorlar, insan beyni konnektom haritası çıkarılmaya çalışılıyor. *

Gelelim Rosetta taşına, Mısır’da bir kazı sırasında bulunmuş, şu anda Londra’da, British Museum’da sergileniyor. Aynı metin, taşın üzerine; Hiyeroglif (Mısır yazısı), Demotik (Mısır halkının dili) ve Antik Yunan yazısı olmak üzere üç dilde yazılmış. Böylece yıllar sonra Hiyeroglif yazısının anlaşılmasını/çözülmesini sağlamış.

Rosetta Taşı. İngilizlere British Museum konusunda ben de çok kırgınım 😢


Çevrimi; yaşayan, dinamik bir Rosetta Taşı olarak hayal ediyorum. Sözcükler, beyin dalgaları ve beyin proteinleri/mimarisi arasında sürekli kıpır kıpır olan ele avuca gelmeyen, üç ögesinin de aynı derecede asal olduğu ve biri eksik olduğunda ya da ögeler birbirinden ayrıldığında anlamsızlaşan/kaybolan bir döngü geliyor gözümün önüne (bu metafora haklı bir eleştiri geldi; Rosetta Taşı’nda üç öge de bilgi, beyinde ise öyle değil. Daha iyi bir metafor bulana kadar şimdilik bununla idare edeceğim).

Beyin, adaptif öğrenen bir sistem, bilgi girdiği anda kendisi de değişir. O değişmişlikle de bilgiyi işlemeye devam eder. Sonuçta bir şekilde kullandığımız sözcükler protein sentez mekanizmalarını değiştiriyor. Protein sentez mekanizmalarının değişmesi de bilgiyi…

*****

*Konnektom haritası üzerine çalışan birinden ilginç bir video izlemek isterseniz: https://www.ted.com/talks/sebastian_seung_i_am_my_connectome?language=en

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir